2mi3museum’un İngilizce versiyonunda ‘Aile Yadigarları’ bölümü  ‘Family Relics’ olarak geçmektedir. 

        Relic (Rölik) kelimesinin farklı anlamları vardır : 

  1. Geçmiş bir zamandan gelen, özellikle de tarihsel olarak ilgi çeken nesne.

  2. Kutsal bir kişinin bedeninden bir parça veya önemli bir eşyası

  3. Geçmiş bir zamandan gelen, ama artık demode olmuş bir nesne

        Rölik kelimesi daha çok dini unsurlarla anılır. Ailemizden bize kalanlar için ‘dini’ tabii ki diyemeyiz. Ama İngilizce de ‘Relic’ kelimesi, ‘Yadigar’ kelimesinden daha duygusal bir anlam içermektedir. Aile Yadigarları içerisinde sergilediğimiz eşyalar yüksek maddi değerleri olan antikalar değildir ama hepsinin arkasında bir hikaye vardır. Bu bölümde sizlerle bizim için önemli olan aile yadigarlarını ve ardındaki hikayelerini paylaşacağız.

        Eski objeleri saklamak veya koleksiyon yapmak herkese göre değildir. İnsanların büyük bir kısmı bu eski objeleri atar ve gerekirse yerine yenilerini alır. Bu nedenledir ki, dünyada bit pazarları mevcuttur ve insanlar buraları ziyaret ederek birşeyler satin alır.

        Koleksiyon yapmak ve saklamak farklı kavramlardır. Dedenizden kalan bir koleksiyonu veya anneannenizin tokalarını saklayabilirsiniz ama bu sizi koleksiyoner yapmaz. Fakat tabii ki, bu alanlarda bir ilginiz varsa koleksiyona çevirebilir ve genişletebilirsiniz. 2mi3museum olarak aile yadigarlarımızın bir kısmında bu şekilde davranıyoruz. Örneğin : Para Koleksiyonu. Fakat ayakkabı, rozet, anahtarlık, broş gibi objeleri sadece saklıyoruz.   

         

        Tabii ki bazı eski objeler zaman içerisinde yanlışlıkla atılmış veya kaybolmuş. Ama ailemizin bir alışkanlığı olarak büyük bir kısmı saklanmıştır. Bu e-müze projesini başlattığımızda da aile üyeleriyle konuşarak ellerindeki yadigarları bizimle paylaşmasını istedik.

       

  

        Liborio’nun fesi, Ashen’in dantel örnek kitabı, Sofia’nın vaftiz haçı aile yadigarlarımız içerisinde 1910lara uzanan en eski objelerdendir.

        Büyükannenizin babasına ait bir fese dokunmak, bizim için gerçekten mükemmel bir his. İtalyan büyükdedemiz bu fesi muhtemelen Kasım 1925’e kadar kullanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra, birçok reform gerçekleşmişti ve Şapka Devrimi de bunlardan biriydi.O döneme kadar, bir kültür mozaiği olan Türkiye’de, farklı dine, millet mensup bireyler kendilerini farklı şapka tipleri giyerek göstermekteydi. Feslerin de halk içerisinde konumu, farklılığı göstermek gibi bir özelliği vardı. Mustafa Kemal Atatürk hem eşitlik hem de modernlik yolunda bunu değiştirmek istemiş, ve tek tip bir şapka kullanma fikrini sunmuştu.

        E-müzemizdeki bir başka aile yadigarı , Aleko Vafiadis’in  Ermeni asıllı annesi Ashen’in Dantel Örnek Kitabı’dır. Bu kitap, Ashen tarafından oluşturulduğu için arşivimizde ayrı bir yeri vardır. Ashen dantel örmeyi 7 yaşında öğrenmiştir. İki ciltten oluşan kitap 250 farklı model içermekle birlikte, 1908’den 1983’e 75 yılda tamamlanmıştır.

        Ashen bu dantel örneklerini kağıt üzerine kendisi dikmiş ve 1983 yılında torunu Stavros Vafiadis ciltleştirmiştir. Kitaplar üzerinde ‘‘MODÈLES DE DENTELLES FAIT MAIN’ yani ‘Elişi Dantel Modelleri’ yazmaktadır.  

        Bu aile yadigarıyla ilgili güzel olan, birçok aile üyesi yıllar sonra bu kitabı örnek olarak kullanmış ve danteller örmüştür. 

  

     Aile yadigarlarımızdan bir diğeri, Sofia’nın vaftiz haçıdır. 1920 yılına tarihlediğimiz bu haç sedeften yapılmış olup üzerinde gümüşten bir İsa figürü bulunmaktadır.

     Vaftiz, Hristiyanlık için yeni bir isimle yeni bir hayata açılan önemli bir başlangıçtır. Normalde bir bebek doğduğunda, neredeyse ilk 6 ay boyunca isimsizdir ve ismi vaftiz töreniyle birlikte alır. Bu tabii Türkiye’de uygulayabildiğimiz bir gelenek değildir, çünkü bebek doğduktan sonra kimlik ve diğer belgeler için isim verilmesi gerekmektedir. Ama bu gelenek Yunanistan’da sürmektedir. Vaftiz töreni sonrasında, vaftiz annesi ( veya babası ) çocuğa bir haç hediye eder. Aile yadigarlarımız içerisinde ayrıca Stavros Vafiadis’in de vaftiz haçı bulunmaktadır.

      Sofia ailemiz için çok önemli bir kişi olduğundan dolayı, yadigarlarımız arasında onun bu eşyasının bulunmasının duygusal önemi vardır. Ayrıca bu haçın dizaynı ve yapıldığı tarih, onu eşsiz kılmaktadır.

     Aile yadigarlarımız arasında, ardında çok güzel bir hikayesi olan bir objemiz daha var. Hiç atalarınızın, nikah defterini imzaladıkları kalemi gördünüz mü? Büyük ihtimalle hayır diyeceksiniz. Şanslıyız ki bu set aile yadigarlarımız arasında yer almaktadır.

        Büyükdedemiz ve büyükannemiz Hurmuzios ve Ashen 1920 yılında evlenirken, ilgili belgeleri sol taraftaki fotoğrafta ortada duran bu kalemle imzalayarak birbirlerine ‘EVET’ demişlerdir.

        Bu set bir kalemi, kalem tutacağını, zarf açacağını ve bir kitap ayracını içermektedir. Sedeften yapılmıştır. Peki aile yadigarlarımızda ikinci kez bahsettiğimiz bu sedef nedir? Sedef, İngilizce’de incinin annesi olarak geçer, yani bir istridyenin, midyenin iç yüzeyini kaplayan kısımdır. Sert, dirençli ve parlaktır.

    Bu sedef set Kudüs’te üretilmiştir ki bu Ashen ve Hurmuzios için spiritüel bir önem arz etmektedir. Belki de evliliklerine spiritüel bir anlam katmak için, belgeleri özellikle bu kalemle imzalamak istemişlerdir. Set üzerinde muhtemelen ‘Kutsal Ruh’u temsilen kırmızı gözlü beyaz bir güvercin işlenmiştir. Ayrıca kalem tutacağı üzerinde işlenmiş çiçekler mevcuttur.

     Hurmuzios ve Ashen’den konu açılmışken, onlara ait ve ardında anlamlı bir hikayesi olan bir başka aile yadigarından bahsedelim.

     19 Ocak 1960 tarihinde, e-müzemizin ana karakterlerinden, Hurmuzios Vafiadis 64 yaşında kalp krizi geçirerek vefat etmişti. Hurmuzios güzel ve zengin bir hayat yaşamasına ragmen birçok zorlukla da mücadele etmek zorunda kalmıştı. Yirmi Kur’a İhtiyatlar Olayı, Varlık Vergisi, 6-7 Eylül 1955 Olayları ve Birinci, İkinci Dünya Savaşları’nın getirdiği zorluklar… Hurmuzios’un ani ölümünün ardından Ashen çok üzülmüş ve uzun süre yas tutmuştur.

    Sağ tarafta altın çerçeveli, sedef ve üzerinde Hurmuzios’un fotoğrafının olduğu bir broş görmektesiniz. Ashen bu broşu eşinin anısına yaptırmış ve ölene kadar üzerinde taşımıştır.  

     Eski zamanlar, eski insanlar… Günümüzde yas tutmak bile şekil değiştirdi. Normalde Rumlar ve Ermeniler dul kaldıklarında, yaslarını göstermek adına ölene kadar siyah giyinirler. Fakat bu geleneğin haricinde, böyle bir broş yaptırmak biraz ilginçtir. Ardındaki bu romantik ve duygusal hikayeden dolayı bu broşun yadigarlarımız arasındaki yeri ayrıdır.

     Yukarıda 6-7 Eylül 1955’ten bahsetmişken, şimdi size e-müzemizde sergilediğimiz bu kötü günlerden bize kalan sayılı objelerden birini tanıtacağız.

        Büyükdedemiz Hurmuzios 1920lerde önemli bir koleksiyonerdi ve İstanbul’da müzayedeciler tarafından iyi tanınırdı. Bildiğimiz üzere, bir müzayede gerçekleşmeden önce Hurmuzios çağrılır ve kendisine satılacak olan objeler, antikalar gösterilip, ilgilendiklerini seçmesi söylenirdi.

        Solda görmüş olduğunuz tabak, bir dönem müzayededen alınmış büyük bir Çin vazosunun parçasıydı. Maalesef, bu vazoyu ne gerçek hayatta ne de fotoğraflarda göremedik. Bildiğimiz üzere, 6-7 Eylül 1955 olaylarında Vafiadis Ailesi’nin Ortaköy’deki evi fanatiklerce saldırıya uğramıştır. Bazı saldırganlar eve girebilmiş ve gördükleri herşeyi parçalamışlardır. Vazo kırılmış ama tabağı sapasağlam kalmış.

        Bu günlerin ardından, bu tabak aile yadigarlarımız içerisinde önemli bir obje olarak yerini almıştır. Bize eski günleri hatırlatsa da, her kötü durumdan bir şekilde çıkılabileceğini göstermektedir.

     E-müzemizdeki aile yadigarları sadece bunlar değil. Hala daha çok obje, eşya için arayışlarımız sürüyor ve aile bireylerinden gelen yadigarları kabul ediyoruz. Paylaşmak istemeyenlerden ise sadece müzemizde sergilemek adına fotoğraf istiyoruz. Arşivimizdeki diğer objeleri görmek için düzenli olarak güncellenen ‘Aile Yadigarları : Galeri’ bölümünü ziyaret edebilirsiniz.

Yazan : 2mi3, Kasım 2018

© 2018-2019 2mi3museum.com ALL RIGHTS RESERVED